Yol Hikayeleri >> 06.06.2011 – Erzurum

Bugün oldukça fazla uyudum. Dün mantar toplarken yediğim rüzgâr yüzünden üşütmüşüm ve bronşlarım tamamen dolu. Yutkunurken zorlanıyorum. Yataktan kalkarken saatler 11:30’u gösteriyor. Amcamda kalıyorum. Yer sıkışık olduğundan kadınlar ve çocuklar konutta kalırken ben ve babam amcamda kalıyoruz. Konuta geçiyorum ve kahvaltı hazırlanmış. Kahvaltı öğle yemeği bir oluyor. Bu esnada çocuklar gökkuşağı diye bağırıyorlar evde. Kalkıyorum ve bu güzel doğa olayını kareliyorum..
gk gk1

Kahvaltı sonrası eksiklikleri gidermek için Tekman’a gitmemiz gerekiyor. Amcam ve eşi de bizimle geliyorlar. Amcamın kulaklarındaki rahatsızlığı yüzünden işitmede zorluk çekiyor. Yolda giderken eski mevzulardan bahsediyoruz. Kayaboğaz ve Çukuryayla köyleri birbirlerine en yakın köyler fakat aralarındaki otlak,mera alanları yüzünden ters düşmüş durumdalar. Bildiğimiz telli oğulları ve sefer oğulları davası gibi yeşil vadi bizim olacak durumları mevcut. 1945 senesinden beri mahkemeleşiyorlar. Benim anne tarafım Çukuryayla(Bastok) baba tarafım ise Kayaboğaz(Şekan)’li. İki arada bir derede kalmak bu olsa gerek ki bu iki köyü de ayıran tek sinir bir dere. Aras nehrinin bu iki kıyı komşusu kız alıp vermiş aynı coğrafyayı paylaşmış olsa da aralarından bir tanesi haksız. İki tarafa da yakın bir insan olarak haklı bulduğum taraf Şekan. Mahkemenin son kararı Haziran ayında verilecek. Otlakları tükenen Şekan ya göç edecek yada bu işi kan çözecek gibi görünüyor. Zaten gecen seneki ziyaretimde sular kaynamış direkten dönülmüştü. Umarım bu sorunlar yakında mantıklı bir şekilde çözülecek.

erz26

Yol üzerindeki Kırıkhan’a uğruyoruz. Kırıkhan ; Kırıkhan-bucak merkezi, Erzurum ilinin Tekman ilçesine bağlı bir köydür.

Tarihi : Köyün ismi 1270 li yıllara dayanmaktadır.Köy halkının aşağı Mezopotamya’dan gelen din adamları tarafından kurulduğu bilinmektedir.Bu din adamları islamiyeti yaymak insanlar arasında adaleti sağlamak için geldikleri bilinir.Köy halkı islamiyetin tebliği ile beraber tamamı İslam dinini kabul ederek islamiyeti en güzel şekilde yaşamış nadide yerlerden bir yerdir.Çok önceleri Şuşarın merkezinde yer aldığı için merkez köy olarak her zaman çevresindeki köylere hem hizmet ve hem de önderlik etmiştir.Şu anda köyde karakol,sağlık ocağı,İlk öğretim okulu mevcuttur.Köyle ilçe arası 25 kmlik yolun tamamı asfalttır. Ulaşımı çok kolaydır.

Coğrafya: Erzurum iline 176 km, Tekman ilçesine 25 km uzaklıktadır. Köyün içinde Aras Nehrinin iki büyük kolu geçmektedir.Köyün doğusunda Kalayçı Köyü.Batısında Gökoğlan, Kuzeyinde Çukuryayla,Güneyinde Toptepe Köyleri bulunmaktadır.Arazi yapısı % 98 düzlüktür.Sadece Köyün Güney Doğusunda Dağ Yaylası denen kayalıklarla çevrilmiştir.

İklim:Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

Altyapı bilgileri:Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün [[içme suyu vardır karakol bulunmaktadır ancak kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır ancak sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Camii vardır

Aile sağlık merkezinden ilçeye sevk alıyor yengem. Yol üzerinde Erence köyünden geçerken çocuklar köprü başında balık tutuyor ve birkaç çocuk çırılçıplak soğuk havaya rağmen suya giriyorlar. İlçeye ulaşıyoruz.

Amcamın eşi hastaneye gidiyor amcam ise elektrik müdürlüğüne. Bizde genel alışverişimizi yapmak üzere yol alırken şiddetli bir dolu yağışı başlıyor. Fındık büyüklüğündeki bu dolu yağışı bizleri 10dk yakın araçta hapsediyor. Ardından yağış bittiğinde yerini yağmura bırakıyor. Arabadan iniyor ve alışverişe başlıyoruz.

Alışverişimizi tamamlıyoruz. İlçede amcaoğluyla karşılaşıyoruz.Oda alışverişini yapıp dönmek isterken köy minibüsünü kaçırıyor. Allahtan bize denk geliyor. Köy minibüsleri 2 saatte bir çalışıyor. Kişi başı gidiş dönüş 10TL alıyorlar. Hepsi Ford transit marka ve bagajlar için üst taraflarına demirden tutacaklar yapılmış. 12 kişilik bu minibüslere yeri geldiğinde 30 kişi biniyor. İşin ilginç yanı ise ön koltukta olma merakı. Araç bomboş olsa bile önde 3 kişi sığışarak gidiyorlar.

Geri dönüş yolunda yağmur inanılmaz şiddetleniyor. Silecekler yetişmiyor. Çok bozuk bor satıh üzerinde ilerliyoruz. İlçe ile köy arasındaki yol inanılmaz bozuk. Köstebek yuvası diye adlandırmak daha doğru olur.Yol kenarında değişik cinslerde su kuşları görüyoruz.Eve geldiğimizde saat 18:30 oluyor. Yağmur devam ediyor. Az sonra Esat amcamın eşi elinde kocaman bir mantarla bize geliyor. Yenip yenmediğini merak ettiği bu mantar türü oldukça iri. 30cm büyüklüğünde. Oturuyoruz. Biraz havadan sudan sohbet derken akşam yemeği hazırlanıyor ve yemek yiyoruz. Yemeğin ardından laptopumdan belgesel izliyorum ve köpekler hakkında her şey isimli belgeseli izliyorum. Ardından M.Celaleddini Rumi belgeselini izliyorum. Bir süre Şems Tebrizi ve Mevlana etkisinde kaldıktan sonra çocuklar için animasyon bir film açıyorum.

Saatler gece yarısını gösteriyor. Yatmak üzere amcamın evine gidiyorum. Yatağa uzanmış günün notlarını yazarken boğazımda bir kaşıntı hissediyorum. Bu davetsiz misafir minik bir böcek. Ufakta olsa tedirgin ediyor. Hızlı bir şekilde uzaklaştırıyor ve gözlerimi kapatıyorum.

facebooktwittermail

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir